​TCK 158/1-f Kapsamında IBAN Dolandırıcılığı​

Günümüzde dolandırıcılık şebekeleri, kimliklerini gizlemek amacıyla banka hesaplarını kiralama veya komisyon karşılığında kullandırma adı altında masum vatandaşları birer suç ortağına dönüştürmektedir. Genellikle sosyal medya ilanları, oyun grupları veya evden ek iş vaat eden platformlar aracılığıyla vatandaşlara ulaşıp bu masum insanlara; “Hesabınızda limit var mı?”, “Bizim limitimiz doldu” veya “Hesabınıza göndereceğimiz parayı şu hesaplara göndererek ayda X TL veya %10 komisyon alabilirsiniz” gibi masum ve cazip görünen teklifler sunulmaktadır.

Ancak hesabınıza giriş yapan o meblağ; masum bir vatandaşın parası olabileceği gibi yasa dışı bahis parası, uyuşturucu ticaretinden elde edilen gelir, hatta terörün finansmanına aracılık eden bir kaynak olabilir. Sizler de sadece IBAN’ınızı, hesap bilgilerinizi verdiğiniz veya o karanlık kişilerin istediğini yaptığınız anda kendinizi bu karanlık ve suç unsuru oluşturan fiilin tam ortasında bulabilirsiniz.

Burada bilinmesi gereken en önemli husus şudur: Sadece IBAN paylaşmak bile ciddi hukuki risk doğurabilir. “Ben sadece hesabımı verdim, parayla ilgim yok” demek çoğu zaman yeterli bir savunma olmaz. Çünkü banka hesabı sizin adınıza kayıtlıdır ve o hesap üzerinden yapılan tüm işlemler ilk aşamada sizin sorumluluğunuzda görünür.

Üstelik risk yalnızca IBAN ile sınırlı değildir. Mobil bankacılık şifresini paylaşmak, internet bankacılığı hesabını kullandırmak, hatta kripto para borsalarındaki hesapları komisyon karşılığında başkasına devretmek veya kiralamak da aynı şekilde büyük bir tehlike yaratır. Bu hesaplar dolandırıcılık, yasa dışı bahis, kara para aklama veya başka suç gelirlerinin aktarımı için kullanılabilir. Böyle bir durumda kişi “iyi niyetle yardım ettim” dese bile savcılık soruşturmasıyla karşı karşıya kalabilir.

Özellikle gençler ve öğrenciler “ek gelir” vaadiyle bu tuzaklara daha kolay düşebilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki birkaç bin lira komisyon uğruna verilen bir hesap, ileride ağır ceza yargılamasına konu olabilecek bir dosyanın parçası haline gelebilir.

Kısacası; IBAN kiralama, mobil bankacılık hesabı kullandırma veya kripto para hesabını devretme gibi işlemler masum bir ticari faaliyet değildir. Bu tür teklifler büyük ihtimalle bir suç organizasyonunun parçasıdır ve hesabını kullandıran kişi de hukuken sorumluluk altına girebilir.

​“Niyetim Kötü Değildi” veya “Kazancım Olmadı” Savunması Sizi Kurtarır mı?

Pek çok vatandaş, emniyet veya mahkeme aşamasında; “Ben sadece yardımcı olmak istedim”, “Paranın suçtan geldiğini bilmiyordum” veya “Bu işten hiçbir maddi kazancım olmadı” diyerek kendini savunmaktadır. Ancak Yargıtay kararlarında bu savunmalar ve mazeretler, tek başına geçerli bir kurtuluş yolu olarak kabul edilmemektedir.

Uygulamada özellikle örgütlü şekilde yürütülen banka ve IBAN dolandırıcılığı dosyalarında, soruşturma aşamasında gözaltı işlemleri yapılabildiği, hatta bazı durumlarda tutuklama kararı verilebildiği görülmektedir. Çünkü savcılık makamı, hesap sahibini “suç gelirinin aktarılmasına bilerek aracılık eden kişi” olarak değerlendirebilmektedir.

Kişi “sadece hesabımı verdim” dese bile, hesabına yüksek miktarda para giriş-çıkışı olması, farklı mağdurlardan para toplanması veya paranın hızla başka hesaplara aktarılması gibi durumlar şüpheyi artırmaktadır. Bu gibi hallerde mahkemeler, delillerin henüz toplanmamış olması, suçun vasıf ve mahiyeti, kaçma şüphesi veya delilleri karartma ihtimali gibi gerekçelerle tutuklama tedbirine başvurabilmektedir.

Özetle; birkaç mesajlaşma ve küçük bir komisyon karşılığında verilen bir IBAN ya da mobil bankacılık hesabı, kişiyi bir anda ağır ceza yargılamasıyla ve hatta özgürlüğünü kısıtlayabilecek koruma tedbirleriyle karşı karşıya bırakabilmektedir.

Bu nedenle “iyi niyetle yardımcı olmak” düşüncesi, hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Banka hesabı, mobil bankacılık bilgileri veya kripto para hesabı kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmamalı ve kullandırılmamalıdır.

​Hukuk sistemimizde bir suçun oluşması için sizin bu işten kâr veya menfaat elde etmeniz veya bizzat dolandırıcılık planını yapan kişi olmanız şart değildir. Mağdurun bir zarara uğramasına aracılık etmiş olmanız ve bu sürece kişisel banka hesabınızla zemin hazırlamanız, ceza sorumluluğunuzun doğması için yeterli görülmektedir. Burada karşımıza çıkan “bilmiyordum” şeklindeki savunmaların mahkeme nezdinde karşılıksız kalmasına neden olan manevi unsur, olası kast unsurudur.

​Olası Kast (TCK m.21/2): Kişinin bir suçun gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen “olursa olsun” mantığıyla hareket ederek sonucu kabullenme durumudur.

​Yani mahkeme bu durumu şöyle değerlendirir: Banka hesabı ve IBAN kişiye sıkı sıkıya bağlı bir bilgidir; bireyin dijital kimliği ve mahremiyetidir, tıpkı kimlik kartı gibi başkasına devredilemez. Eğer birey ile bu bilgileri verdiği kişi arasında ticari bir bağ veya aile bağı yoksa, bu bilgileri üçüncü kişilere veriyorsa veya kendi hesabı üzerinde onların talimatlarına uyuyorsa; günümüz dünyasında bu hesabın kirli bir işe alet edilebileceğini, başkalarının dolandırılabileceğini öngörmesi, yani tahmin etmesi gerekir.

Peki Bu Suçların Yaptırımları ve Doğuracağı Sorumluluklar Nelerdir?

​Türk Ceza Kanunu’nda “IBAN kiralama” veya “hesap bilgilerini başkalarına ücret karşılığında verme” adıyla müstakil bir suç yoktur. Kanunda doğrudan “IBAN kiralamak yasaktır” şeklinde bir madde bulunmaması, yaptığınız işlemin yasal olduğu anlamına gelmez. Aksine, iştirak ettiğiniz eylemin niteliğine göre aşağıdaki ağır suçlar gündeme gelir:

​Nitelikli Dolandırıcılık (TCK m.158): Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması nedeniyle 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve ağır adli para cezası.

​Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama (TCK m.282): Kara para aklama suçundan 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası.

​Yasa Dışı Bahis Suçları (7258 S.K. m.5): Hapis cezasının yanı sıra milyonları bulan idari para cezaları ve banka blokeleri.

​Suç Örgütüne Yardım Etme (TCK m.220): Örgüt faaliyetine bilerek destek vermekten yargılanma riski.

​Bildirim Yükümlülüğünün İhlali (5549 S.K. m.15): Kendi adına fakat başkası hesabına işlem yapıldığını bankaya bildirmeyenler için 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası.

​Süreç sadece hapis cezasıyla sınırlı kalmaz; hayatınızı karartacak bir maddi yıkımı da beraberinde getirir. Dolandırılan mağdurlar, paranın geçtiği hesap sahibi olarak size “Sebepsiz Zenginleşme” davası açabilir. Bu durumda, asıl suçluya ulaşılamasa dahi, başkasının çaldığı parayı faiziyle ve avukatlık masraflarıyla birlikte kendi mal varlığınızdan (ev, araba, maaş haczi) ödemek zorunda kalırsınız. Ayrıca MASAK tarafından “riskli” olarak işaretlenir, tüm bankacılık sisteminden dışlanarak finansal bir infazla karşı karşıya kalırsınız.

Peki Böyle Bir Durumda Hak Kayıpları Yaşamamak İçin Ne Yapmalıyız?

​Eğer farkında olmadan bu durumun içinde kendinizi bulduysanız ya da hesabınızı bir başkası kullandığı için aracı olduğunuzdan pişmanlık duyuyorsanız, durumun daha da ağırlaşmaması için şu adımları vakit kaybetmeden atmanız gerekir:

​Bankanızla İletişime Geçin ve Hesapları Bloke Edin: Derhal bankanızı arayarak hesabınızın kontrolünüz dışında kullanıldığını bildirin ve tüm erişimi dondurun.

​Gelen Paraya Asla Dokunmayın: Hesabınıza yatan parayı çekmeyin veya başka bir yere transfer etmeyin. Bu, “suç gelirinden yararlanma kastınızın” olmadığını gösteren en güçlü delildir.

​Dijital Delilleri Koruma Altına Alın: WhatsApp, Telegram yazışmalarını ve ilan ekran görüntülerini asla silmeyin.

​Adli Makamlara Bildirimde Bulunun: Savcılığa veya emniyete giderek durumu dürüstçe anlatan bir dilekçe verin.

Bu süreçlerin takibinde mutlaka bir avukattan destek alın.

​Sürecin en başından itibaren profesyonel bir hukuki yardım almak, özgürlüğünüzü ve geleceğinizi korumak adına hayati bir zorunluluktur. Banka hesaplarının kullandırılmasına ilişkin dosyalar, teknik detayların ve Yargıtay’ın güncel içtihatlarının belirleyici olduğu karmaşık süreçlerdir. Uzman bir ceza avukatı, vereceğiniz tek bir yanlış kelimenin “mağdur” konumundan “suç ortağı” konumuna düşmenize neden olabileceği riskini yöneterek, sizin için en doğru ifade stratejisini belirler ve “olası kast” tuzağına düşmenizi engeller.Elinizdeki yazışmaları ve banka dekontlarını hukuki bir süzgeçten geçirerek sizin suçsuzluğunuzu ispatlayacak yasal delillere dönüştürür. Bununla birlikte; TCK’da yer alan ve bazı suçlarda cezayı belli bir oranda azaltan, bazı suçlarda ise ceza sorumluluğunu tamamen kaldıran “Etkin Pişmanlık” gibi özel hükümlerin dosyanıza uygulanmasını sağlayarak; davanın henüz açılmadan kapanması veya sürecin en az hasarla atlatılması yönünde hukuki bir kalkan oluşturur.Avukatınız sizi sadece hapis cezasından değil, aynı zamanda banka blokelerinin kaldırılması ve tazminat davalarında “sebepsiz zenginleşmediğinizin” ispatlanması gibi finansal yıkımlardan da koruyacaktır. Unutulmamalıdır ki konunun bir profesyonel aracılığıyla takip edilmesi, asıl faillerin tespiti noktasında baskı unsuru oluştururken sizin de kendinizi en doğru şekilde savunmanızı teminat altına alacaktır

Stj. Av. Mehmet Ali Er