Kumar; temelinde bir tarafın ekonomik kazanç sağlarken diğer tarafın kayba uğradığı, şansa dayalı bir döngüdür. Bu döngüde kaybeden taraf yalnızca maddi bir zarar görmemekte; yaşadığı kayıp nedeniyle psikolojik, ailevi ve sosyolojik düzeyde derin sarsıntılar yaşamaktadır. Kazanan taraf ise elde ettiği maddi getiri ve yaşadığı haz nedeniyle bu sürece daha sıkı bağlanmakta, yeni oyunlarda kaybetme riskini çok daha kolay göze alabilmektedir. Toplum yapısını ve bireyi tehdit eden bu zararların önüne
geçmeyi hedefleyen kanun koyucu, kumar faaliyetine karşı iki kademeli bir denetim mekanizması öngörmüştür. Bu kapsamda, kumar oynama fiili Kabahatler Kanunu m. 34 uyarınca idari bir yaptırıma tabi tutulurken; kumarın oynanmasına zemin hazırlayan, yer ve imkan sağlayan fiiller ise toplum düzeni için çok daha büyük bir tehlike ve haksızlık içeriği barındırdığı gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nun 228. maddesinde bir suç olarak
düzenlenmiştir.
Öncelikle kumar oynama fiilinden bahsetmek gerekirse bu fiil Kabahatler Kanunu m.34’te düzenlenmiş olup Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmemiştir. Bu hükme göre;
(1) Kumar oynayan kişiye, yüz Türk lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, kumardan elde edilen gelire el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.
(2) Bu kabahat dolayısıyla idari para cezasına ve el koymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülki amir karar verir”.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu kumar oynayan kişiyi doğrudan bir ‘suçlu’ olarak değil, toplumsal düzene aykırı davranan bir ‘kabahatli’ olarak nitelendirmiştir. Bu ayrımın temelinde, kişinin kendi malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunurken kendisine zarar vermesi yatmaktadır. Ancak devlet, bireyin kendisine verdiği bu zararın toplumsal bir yozlaşmaya dönmemesi adına idari bir yaptırım uygulama yoluna gitmiştir.
Kumar oynama fiili, temelde kişinin kendi malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi ve iradesiyle ilgili bireysel bir eylem olarak kabul edildiğinden ‘kabahat’ seviyesinde bir yaptırıma tabi tutulmuştur. Ancak kumar oynanması için yer ve imkân sağlama fiili, bu bireysel sınırın çok ötesine geçerek toplumsal düzeni doğrudan hedef alan bir yapıya sahiptir. Kanun koyucu, kumarın yaygınlaşmasına aracılık eden ve bu yıkıcı döngünün
sürdürülmesini sağlayan eylemleri, içerdikleri haksızlık miktarının ağırlığı nedeniyle TürkCeza Kanunu’nun 228. maddesinde bir ‘suç’ olarak düzenlemiştir.
Peki Ceza Hukukumuza Göre Kumar Oynama Fiilinden Ne Anlamamız Gerekiyor?
Madde lafzından da kolayca anlaşılacağı üzere ceza hukuku bağlamında kumarın iki temel özelliğe sahip olması gerekmektedir: Bunlardan ilki kazanç sağlama amacı, ikincisiyse kâr ve zararın talihe bağlı olmasıdır. Kazanç sağlama amacında, oyun oynayan kişi veya kişilerin oyun sonucunda maddi bir kazanç elde etmeyi hedeflemesi; kâr ve zararın talihe bağlı olmasında ise oyun oynayan kişi veya kişilerin kişisel yetenek, deneyim ve zekasından ziyade rastlantısal faktörlerin oyun üzerinde etkili olması ifade edilmektedir. Ceza hukukumuza göre kazanç sağlama amacı kapsamı maddi kazanç olmalıdır. Yani manevi kazançlar, parayla ölçülemeyen kazançlar kabul edilmiyor . aynı zamanda bir taraf maddi kazanç elde ederken karşı tarafta maddi kayıp yaşamalıdır. Sırf eğlence amacıyla kazanç amacı olmaksızın oyun oynanması umar olarak değerlendirilmez.
Kumarın içermesi gereken bir diğer özellik, kazancın talihe bağlı olmasıdır. Kazancın talihe bağlı olmasından anlaşılması gereken; kumar oynanırken kişisel yetenek, deneyim, zeka gibi faktörlerin oyunun sonucu üzerinde ya az etkili olması veya hiç etkili olmaması; talihin ise oyunun sonucu üzerinde ya büyük oranda ya da tamamen etkili olması gerekliliğidir.
Talihe bağlı oyunlarda sonuç ihtimallere bağlıdır ve rastlantısal faktörler etkilidir; yani kâr ve zararın nedeni belli değildir. Bu oyunlarda kişi neden ile sonuç arasındaki sürece müdahale ederek sonucu kendi yetenekleriyle değiştiremez. Sonuç tamamen veya büyük oranda şansa bağlıdır.
Yeteneğin, deneyimin ve zekanın yarıştırıldığı oyunlar kumar kapsamında
değerlendirilmez. Örneğin spor müsabakaları bu kapsamdadır. Basketbol, futbol, voleybol, yüzme, koşu gibi oyunların spor müsabakasını oynayacak kişilerce sonucunda kazanç amaçlanarak oynanması halinde kumardan bahsedilemez. Nitekim bu oyunlarda oyuncular kendi yetenek, deneyim ve zekalarına göre sonuç üzerinde etkili olmaktadır. Ancak belirtmek gerekir ki, eğer üçüncü kişilerce bir müsabakanın neticesinin tahmini üzerine ortaya maddi bir kazanç vaadi koyulursa bu vaadi koyanların fiili, ceza hukuku anlamında kumar teşkil eder. Çünkü her ne kadar spor müsabakası
içindeki oyuncular kendi yetenek, deneyim ve zekalarını ortaya koyarak bir rekabet içinde olsalar da üçüncü kişiler oyunun gidişatına müdahale edemediklerinden sonucu tamamen talihe bağlı bir faaliyet üzerinde maddi kazanç amaçlamaktadırlar. Bu da TCK m. 228/6’daki kumar tanımına uymaktadır. Yine örneğin silahla bir hedefi tutturmaya çalışmak, basket potasına atış yaparak topu çemberden geçirmeye çalışmak, atılan halkaları şişelere geçirmeye çalışmak, satranç oynamak, yeteneğe ve zekaya dayalı bilgisayar oyunları oynamak, en çok içkiyi içmeye çalışmak, üç su şişesini tek atışta devirmeye çalışmak gibi oyunlarda kişisel yetenekler, deneyim ve zeka ön planda olduğundan bu oyunlar kumar olarak değerlendirilmez. Ancak yukarıda belirttiğimiz üzere, oyunun sonucu üzerine bu oyunları oynayan oyuncular dışındaki kişilerce maddi bir kazanç elde edilmesi amaçlanırsa, amaçlanan maddi kazanç talihe bağlı olduğundan bu kazanç amacıyla hareket edenlerin fiili kumar teşkil edecektir.
Talihle bağlantılı olarak ele alınması gereken bir diğer husus da kişilerin fiilinin kumarı değil, dolandırıcılık suçunu (TCK m. 157) oluşturacağı hallerdir. Karşılıklı kumar oynamayı kararlaştıran taraflardan birinin hileli zar gibi bir kumar aleti kullanarak veya başka hileli davranışlarda bulunarak oyun oynaması halinde, kumar için aranan talih unsuru ortadan kalkmaktadır. Böyle bir durumda kumar kabahati değil, dolandırıcılık suçunun oluştuğu kabul edilir. Hilesiz oynayan diğer oyuncular ise kumar kabahatinden
sorumludur.
KUMAR OYNANMASI İÇİN YER VE İMKAN SAĞLAMA SUÇU
Yukarıda Türk Ceza Hukuku’na göre kumar oynama tanımını yaptıktan sonra Türk Ceza Kanununun Ahlaka Karşı Suçlar başlığı altında düzenlenen Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan bahsedeceğiz.
TCK’nın m.228’e göre;
(1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır.
(3) Suçun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(4) Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Bu suçtan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(6) Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır.”
Madde metninden de anlaşılacağı üzere bu suçun oluşması için gerçekleşmesi gereken fiil, kumar oynanması için yer ve imkan sağlanmasıdır.
Yer sağlamak kumar oynanması için gereken uygun ortamın sağlanması şeklinde açıklanmaktadır. Bu uygun ortam her türlü mekan olabilir. Önemle belirtmek gerekir ki suç, kumar için yer ve imkanın sağlanmasıyla tamamlanır; ayrıca kumarın oynanmasına gerek yoktur. Örnek vermek gerekirse kumar oynanması için evini veya kahvehanesini tahsis edip gerekli malzemeleri alıp yerleştiren, ardından kumar oynanacağını duyurarak
ya da oynayacak kişilere ulaşarak kumar oynanması imkanını sağlayan kişinin fiili gerçekleştirildiği anda suç tamamlanmıştır. O mekanlarda kumar oynanmasa dahi suç tamamlanmış olacağından kişi TCK’ya göre cezalandırılır. Ayrıca yer veya imkan sağlama fiilinin bir ücret, komisyon karşılığında olmasının da bir önemi yoktur. Bir maddi karşılık
olmadan bir yer veya imkanın sağlanması bu suça vücut verir. Yine bu yerin sürekli ya da geçici olması arasında bir fark olmadığı gibi ( tek seferlik kumar oynanması için yer veya imkan sağlama) yerin aleni olup olmaması da önemsizdir.
İmkan sağlamak ise kumar oynamak için uygun, elverişli bir durum meydana
getirmek, bunun için elverişli ortamı hazırlamak, yol ve yöntem göstermek/sunmak şeklinde ifade edilebilir. Buna göre kumar oynamak için gerekli oyun araçlarını temin etmek gibi kişiye kumar oynaması için borç para vermek de dahil olmak üzere geniş bir anlama sahiptir. Aynı şekilde kişinin kumar oynanacak yere bir araçla taşınması, konaklama imkanı sağlanması da bu kapsamda kabul edilir.
Dikkat edilmelidir ki, kumar için yer ve imkân sağlama görünümünde dolandırıcılık suçunun işlendiği de söz konusu olabilmektedir. Yukarıda kumar oynayanlarca dolandırıcılık suçunun işlenebilmesinden bahsetmiştik. Burada ise kumar oynanması için yer ve imkan sağlayanlarca gerçekleştirilen bir dolandırıcılık söz konusudur. Talihe bağlı bir oyun oynandığı izlenimi verilmesine karşın yer ve imkan sağlayanlarca oyunda hile kullanılıyor olabilir. Hileli zar gibi hileli kumar aletleri, hileli oyun ve oyuncaklar
kullandırılarak oynayanların talihe bağlı bir oyun oynadığı izlenimi verilip kişiler dolandırılıyor olabilir. Böyle bir durumda yer ve imkan, kumar oynanması için değil, kişilerin dolandırılması için sağlanmaktadır. Bu sebeple kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçunun değil, dolandırıcılık suçu (TCK m. 157) oluşur.
Suçun Nitelikli Halleri:
TCK m. 228’deki suç bakımından üç tane nitelikli hal öngörülmüştür.
(1) Çocukların Kumar Oynaması İçin Yer ve İmkân Sağlanması Çocuk deyiminden henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişi anlaşılır (TCK m. 6/1-b). Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçunda eğer çocukların kumar oynaması için yer ve imkân sağlanması söz konusu ise daha fazla cezayı gerektiren nitelikli hal gündeme gelir ve belirlenen temel ceza yarı oranında artırılır.
(2) Suçun Bilişim Sistemlerinin Kullanılması Suretiyle İşlenmesi
Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi söz konusu ise suçun nitelikli hali gündeme gelir (TCK m. 228/3).
Suçun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
(3) Suçun Bir Örgütün Faaliyeti Çerçevesinde İşlenmesi Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçunun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde
işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır (TCK m. 228/4).
SONUÇ
Kumar, TCK m. 228/6’daki tanıma göre, kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır. Bu sebeple kumarın, kazanç amacıyla oynanma ve oyunda kar ve zararın talihe bağlı olması şeklinde iki unsuru bulunmaktadır. Bu unsurların sağlandığı oyunlar her ne şekilde adlandırılıyor olursa olsun ceza hukuku açısından kumar olarak kabul edilmektedir. Kumar oynanması fiili, KK m. 34’te kabahat olarak düzenlenmiştir ve bu sebeple hukuka aykırı bir fiil olduğu hususunda tereddüt yoktur. Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama fiilleri ise, TCK m. 228’de suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için yer veya imkan sağlanmalıdır. Yer sağlama, aleniyet arz edip etmemesine bakılmaksızın herhangi bir yer olabileceği gibi, sanal ortam da yer olarak kabul edilmektedir. Önemli olan sağlanan yerin kumar oynamaya elverişli olmasıdır. Kumar oynanması için imkan sağlama fiilinin kapsamı yer sağlama fiiline göre daha geniştir. Kumar oynanması için imkan sağlayan her türlü aletin temin edilmesi, kumar
oynanması için duyuru yapılması, kişilerin kumar oynanacak yere götürülmesi gibi davranışlar imkân sağlama kapsamında değerlendirilmektedir. Yukarıda izah edilen genel kumar tanımı ve yer sağlama suçu, Türk Ceza Kanunu’nun ana çerçevesini oluşturmakla birlikte; mevzuatımızda belirli alanlara özgülenmiş başka yaptırımlar içeren özel kanunlar da mevcuttur. Özellikle internet üzerinden oynanan bahisler ve mekanik oyun makineleri, genel hükümlerin ötesinde, özel ceza normları ile
düzenlenmiştir. Dolayısıyla bir fiilin sadece TCK kapsamında değil, aşağıda belirtilen özel kanunlar çerçevesinde de suç teşkil edebileceği unutulmamalıdır:
- Spor Müsabakaları ve Bahis: İnternet üzerinden veya fiziki ortamlarda yasa dışı bahis oynatılması, aracılık edilmesi ve para transferine imkan sağlanması 7258 sayılı Kanun kapsamında çok daha ağır hapis ve adli para cezalarına tabidir.
- At Yarışları: Yarışlar üzerine izinsiz bahis kabul edilmesi 6132 Sayılı Kanun uyarınca müstakil bir suçtur.
- Oyun Makineleri: Kahvehane, oyun salonu veya benzeri yerlerde bulundurulan her türlü mekanik/elektronik şans oyun aleti (langırt, tilt vb.) 1072 Sayılı Kanun ile yasaklanmış olup, bu makineleri bulundurmak dahi hapis cezasını gerektirebilir.
Her olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, burada yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Bu nedenle hak kaybı yaşamamak, yanlış bir işlem yapmamak veya hukuki süreci doğru şekilde yürütmek için mutlaka bir avukattan hukuki destek alınması önemlidir. Somut olayın detayları değerlendirilmeden yapılacak işlemler
telafisi zor sonuçlar doğurabileceğinden, haklarınızın korunması ve doğru hukuki yolun belirlenmesi için bir avukata danışmanız önemle tavsiye edilir
Stj. Av. Mehmet Ali Er



